13 Eylül 2009 Pazar

fifa kokartlı

geçen gece yine böyle salak salak oturmuş düşünüyordum. amacım öyle dünyayı,kıtayı,ülkeyi,şehri,semti yada kendimi kurtarma planları yapmak değildi. bazı adamların sorunu budur düşünmek. bu bazen işe yarar. size farklı bir bakış açısı kazandırır. çoğu zamansa kendi kafanızı sikmekten başka bir şey değildir. efenim işte düşünüyordum...

canım sıkkın olduğu zaman çok nadir birini aradım. aramak istemediğimden değil aslında. elbette ki ben de isterdim konuşup rahatlamak. ama konuşmak beni rahatlatan bir eylem değil. kendi yemeğimi genelde kendim yaparım. ailemle yaşıyorum annem yemek de yapar. yemeklerini sevmediğimden değil. yemek saatlerimiz uymuyor ben de ısıtılmış yemek pek sevmiyorum. tek kişilik yemekler yapıyorum erkek usulü.

bir keresinde bir gömlek giymek istedim. düğmesini kopardım ben diktim. anneme söylesem yapmayacağından değil. yük olduğumu düşünmeyi sevmiyorum. mesela şimdi ayıptır söylemesi salya sümük hastayım ama bir çorba yapmasını istemem. ben de öyle biriyim işte.

tüm hayallerim tek kişilik. yoo yanlış anlamayın. ben de ilerde güzel bir iş ve güzel bir aile sahibi olmayı sevmeyi isterdim. ama kendimi biliyorum. sorumsuz, maymun iştahlı adamım. çocuklar değerlidir ve ben onlara kötü örnek olmaktan o kadar korkuyorum ki bu kadar sevdiğim bir şeye sahip olmamayı düşünüyorum. geceleri tek başıma çıkarım genelde. tek başına içerim. doğumgünlerimden bir gün önce, doğumgünümde ve ertesi günde telefonumu hep kapatırım. doğumgünlerim hep kötü geçer. elbette ben de isterdim tüm tayfayı toplayıp içmek, eğlenmek, güzel şeylerden konuşmak. ama bana hep yapmacık geldi kaldıramadım.

sayıca çok sürece az oldu ilişkilerim. amacım bir womanizer olmak falan değil kesinlikle. ama yapamadım işte. ben de isterdim uzun süren bir ilişkim olsun. aynı kişiyle sevişeyim. beraber kemal sunal filmleri izlerdik ne bileyim bisikletle bir yaz boyu gezerdik, birbirimizin ödevlerine yardım ederdik. filmlerden alıntılar yapıp diğerimizin bilmesini beklerdik. öle oturup saatlerce susardık... pek romantik şeyler değil belki ama ben bunları seviyorum. ama olmadı. olduğu zaman ne kadar değerli olur onu da bilmiyorum. karma felsefesini bilirsiniz. ben hep inanmak istemişimdir ona. ama ne zaman iyi bir şey yapsam karma beni yanlış anladı. boktan bir geri dönüşümü oldu. ben de iyi olmayı bıraktım. en azından iyi olduğunu düşündüğüm tavırlarımı bıraktım.

ben mi seçtim öyle mi icap etti bilmiyorum ama saat 11.11 olduğunda beni düşünme ihtimali oaln birini tanımıyorum. batıl inancım bile olamıyor. herkes için küçük bir adım hatta umrunda değil kimsenin. hatta ben bile umursamıyorum.

ben bir profesyonel yalnızım. üzülecek bir şey de yok bunda. hakem hatalı bayrak kaldırmış. o da insandır

11 Eylül 2009 Cuma

son çıkış

yola çıkmak üzereyim. epeyce kızgınım her şeye. benimle ilgili-ilgisiz her şeye kızgınım. kendime de kızgınım. yola çıkıyorum. manik-depresif eğilimlerimi, bunalım triplerimi,çok sevdiğim sonbaharı, kendilerinden bir bok olmayacak kelimelerimi ve çoğaltabileceğim örneklerimi de alıp yola çıkıyorum. sadece ayak uyduramadım. sadece kızgınım. yola çıkıyorum. belki de ben sadece çavdar tarlasında bir çocuktum. yol beni bekliyor...

26 Ağustos 2009 Çarşamba

vol. 3

basit bir insanım ben. kıyafetlerim çok basit mesela. öyle herhangi bir kıyafet hepsi. hiçbir özellikleri ya da alıcılıkları yok. renkleri de canlı değil. pastel şeyleri seviyorum. onlar da basit duruyor hep. saçlarım gayet basit.

kokteyl içki sevmem. benim için fazla karışık çoğu. sek içki severim. hazırlaması da basit hem.

yazılar falan yazıyorum, şarkılar bazen. hepsi basit şeyler. insanların bloglarında bir sürü resim var. değişik aksiyonlara falan girmişler. görsel bir zenginlik var. benimkinde bir bok yok. sadece harfler. basit yine bak.

ben basit şeylerin güzelliğine inanan basit insanlardanım. sayımız galiba epeyce azalıyor. tabii her şey bu kadar basit değil.

basitlik bile...

16 Ağustos 2009 Pazar

sessizliğe siktir çek garson

bazen sırf kendi sessizliğimi bozmak için dakikalarca tasarladığım sözcükleri söylemeyi unutuyorum. hatta bazen sözcüklerin kendisini de unutuyorum. çoğu zaman önemsiz şeyler oluyorlar evet; ama önemsiz de olsalar benimler. en azından kısa bir süreliğine.

bu şehir pek iyi bir şeye vesile olamadı. en azından ben bunun farkına varamadım. muhtemelen bir hazinenin üzerinde yürürken sessizliğimi bozmayı düşündüm. o rahatsız olmasın diye. ama bir dakika ben hiç rahatsız olmamıştım sessizliğimden. devam ettik. yanağını sıkmamdan hoşlanmadı. belki vedalaşırken öpmemden de hoşlanmadı. bir şey söyleyecek gibi oldu. siktir etti. siktir edilmiş sözlerin yoğunluğu birazcık daha arttı. ulan ne çoklardı...

haa bu arada:

''garson! masayı da manzarayı da siktir et
becerebiliyorsan beni değiştir...''